İmza Kampanyası (Script)

İmza Kampanyası Scriptinin 2.versiyonunu alttaki linkten indirebilirsiniz.

http://www.box.net/shared/15qrucx0my

3 Yorum Şubat 2nd, 2010 PHP
Etiketler: , , , ,

Göz Yaşartan Bir Olay - Emin Çölaşan

SEVGİLİ okuyucularım, bizim mesleğimizde bazen öyle olaylar yaşarsınız ki, gözleriniz dolar. Ben bunları her zaman ve her yerde çok yaşamış bir gazeteciyim. Size en son olayı aktarayım. 25 Aralık Cuma günü öğleden sonra gazetede yazımı yazıyorum. Telefonum çaldı. Karşımda gazeteci arkadaşım Oğuz Uçar. Şimdi Ajans Habertürk’te yurt haberleri şefi olarak görev yapan Oğuz şöyle dedi:
“Abi şu anda İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde dersteyim. Genç gazeteci adaylarını burada yetiştiriyoruz. Derste az önce konu sana geldi. Eğer uygunsan telefonda konuş, bu pırıl pırıl gençlere bir şeyler söyle, onlar da sessizce dinlesinler.”


Hiç hazırlıklı olmadığım bir olaydı. Telefonda konuşmaya başladım. Herhalde 15 dakika kadar gençlere gazeteciliğin günümüzde nasıl yozlaştığını, korkak medya patronlarını, medyadaki iktidar yalakalığını ve yalancılığı, genç gazetecilerin nasıl sömürüldüğünü, dilimin döndüğü kadar anlattım. O sırada beni kaç kişinin dinlediğini, sesimi telefondan kaç kişinin duyabildiğini elbette bilemiyordum. Konuşmamı gençlere ve Oğuz’a teşekkür ederek bitirdim…
Ve telefondan inanılmaz alkış ve tezahürat sesleri yükseldi… İşte orada duygulandım, gözlerim doldu. Böyle bir olayı, telefonla naklen ve ansızın konuşmayı ilk kez yaşamıştım.
Ertesi gün Oğuz Uçar’dan bir mesaj geldi:
“Sevgili Emin ağabeyim, burada Temel Gazetecilik dersi veriyorum. Sınıfımda 104 öğrencim var. İçlerinden çok başarılı gazeteciler yetişeceğine inanıyorum. Önceki derslerimde onların nabzını tutmuş ve o genç yüreklerin çoğunun sizi çok sevdiğini görmüştüm. Dünkü dersimizde birdenbire konu size gelince ‘Çocuklar size bir sürpriz yapmak istiyorum. Eğer sessiz olursanız Emin ağabeye telefon açacağım. Bizi kırmaz ve size kısa bir konuşma yapar’ dedim. Sınıfta ses düzeninden bilgim olmadığı için telefonun sesini dışarı vermiştim ki, Suha Çardaklı isimli öğrencim sınıftaki ses düzenini devreye sokmuş ve koşarak mikrofonu bana getirdi. Ben de mikrofonu telefona tutarak sesinizi sınıfa verdim.
Sizi dinlerken çocukların yüzünü görmeliydiniz. Hatta sizinle konuşan Dilek Türker’in elleri nasıl titriyordu… Ve konuşmanızın ardından sınıfta yankılanan alkış seslerini de duymuşsunuzdur herhalde.
Her hafta olduğu gibi bu hafta da ders bitiminde öğrencilerimle anket yaptım. Sizinle ilgili çok güzel şeyler yazmışlar. İsmini yazmayı unutan bir öğrencim aynen şunu yazmış:


“Tabii ki de Emin Çölaşan sürprizinizle başlayacağım.Hocam,size her zaman borçlu kalacağım.Çünkü bize babamdan miras kalan tek şey olan Emin Çölaşan’ın sesini duyma fırsatı yaşattınız. Başka söze gerek yok. Bir tanesiniz.”
Emin ağabeyim, öğrencilerim sizin için o kadar güzel şeyler yazmışlar ki, ben de size bir dosya yaptım. Onların el yazılarını sizinle paylaşmak istedim. İnşallah aralarından önemli isimler çıkacak, onlarla gurur duyacağım. Ama sizlerle de gurur duyuyorum. İyi ki sizler gibi bu meslekte saygın ağabeylerim olmuş.”

•••

İki gün sonra Oğuz’un gönderdiği kargo zarfından, öğrencilerin o ders için yazdıkları çıktı. Gençlerin duygu ve düşünceleri… İşte el yazılarıyla birkaç örnek:
“Teşekkür ederim. İnanılmaz mutlu oldum. Bu derste Emin Çölaşan’la konuşmak çok gurur vericiydi. Tanıdığım herkesi arayıp söylemek istiyorum Emin Çölaşan’la konuştum diye. (Dilek Türker)”
“Hocam, bizi sizin gibi gazetecilikte duayen olmuş Emin Çölaşan’la tanıştırdığınız için teşekkürler. Dersimiz bu dönem çok neşeli ve verimli geçti ve hepimiz bu dersten birşeyler kaptık… (İsimsiz)”
“Derste Emin Çölaşan’ı arama fikri çok güzeldi. Söyledikleri çok hoştu. Gazetecilik adına çok talihsiz olduğumuz bir gerçek. Fakat dürüst gazeteciler olma yolunda ilerleyeceğimiz de bir gerçek. (Sedef Fidan)”
“Emin Çölaşan’la telefon bağlantısı çok iyiydi. Umarım başka gazetecilerle de bu şekilde iletişime geçeriz. (
Mesut Güngör)”
“Hocam,Temel Gazetecilik dersimizde gazetecilik hakkında çok bilgi edindik. Verdiğiniz bilgiler için teşekkürler. Emin Çölaşan gibi bir gazeteci ile telefonda konuşma fırsatı verdiğiniz için teşekkürler. (Yıldırım Kılıç)”
“Hocam, bana bugün ‘Sen gazeteci olursun’ dediniz ya, çok aşırı mutluyum. Önemli olan bir şey daha var ki, Emin Çölaşan gibi gerçek gazeteciyi dinledik sayenizde. Çok teşekkür ediyorum, sizi çok seviyorum. (Kübra Süer)”
“Bu dersin en güzel tarafı Emin Çölaşan ile konuşmamızdı. (Gözdenur Coşkun)”
“Emin Çölaşan tam bir jestti. Saygılar hocam. (Arzu Kaya)”
“Emin Çölaşan’ın bugün bizlerle konuşması benim için harika bir duygu. Sizin sayenizde gazetecilik adına çok şey öğrendim. Ayrıca Emin Çölaşan’ın işine son verilmesinden sonra yazdığı Kovulduk Ey Halkım Unutma Bizi kitabı süperdi. (Gözde Selin Yıldız)
“Güzel dersti. Emin Çölaşan’ın da canlı bağlantısıyla derse renk geldi. Hocam, inşallah bizi sınavda zorlamazsınız. (Uğur Öğüt)”


100 dolaylarında gazetecilik öğrencisi, geleceğin gazetecileri, benzer şeyleri yazmışlar. Bana da, Oğuz Uçar’ın gözlerimi yaşartan sürpriziyle güze bir yazı konusu çıkarmış oldular.
Ne mutlu bazı gazetecilere ki, bir kişi bile onlar için “satılık kalem,kiralık kalem,yağcı,yalaka,iş bitirici,namussuz,korkak,çıkarcı,dönek,hain”diyemedi, diyemez. Oğuz’a ve bütün öğrencilerime teşekkür ediyorum, nice başarılar diliyorum.

Emin ÇÖLAŞAN
Sözcü Gazetesi
02.01.2010

Bu güzel jesti yapan Oğuz hocama, köşesinde bize yer veren Emin Çölaşan’ a teşekkürler.

(Metni internete aktaran Coşkun dostuma da teşekkürler, beni büyük bir dertten kurtardı.)

3 Yorum Ocak 2nd, 2010 Alıntı
Etiketler: , , , , , ,

Orkun Uçar - Röportaj

Sizi az çok tanıyoruz fakat kendinizden kısaca bahseder misiniz?

1969 yılında deniz astsubayı olan babamın görevi gereği bulunduğu Gölcük, Kocaeli’de doğdum. Üç yaşımda Bartın’a taşındık ve üniversiteyi kazanana kadar bu küçük ve güzel kentte yaşadım. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi için ailemle İstanbul’a taşındık ve medyada çalışmaya başladım. İlk işim Hürriyet Gösteri Dergisi’nde fotoğrafçı asistanlığı idi. Bu işten kazandığım parayla bir daktilo aldım ve ilk öykülerimi yazmaya başladım. Fakat 1999 yılına dek yazarlığa ciddi eğilemedim. O sene bir öykü yarışmasında kazandığım birincilik beni umutlandırdı. 2001 senesindeki ekonomik krizde çalıştığım televizyon kanalından kovulunca bunu bir fırsat olarak gördüm, tüm zamanımı yazmaya ayırdım. 2002 yılında kurduğumuz “Ölümsüz Öykü Yayınevi” yedi kitap kitap çıkarabildikten sonra 2004 yılında kapandı. Ama tam bu sırada Burak Turna ile “Metal Fırtına”yı yazdık ve kariyerim yükselişe geçti. Metal Fırtına’dann beri sırasıyla; “Asi”, “Metal Fırtına 2 Kayıp Naaş”, “Metal Fırtına’yı Kim Yazdı ve Hayal Gücü Komutanları”, “Kara Divan”, “Metal Fırtına 3 Kızıl Kurt”, “Zifir”, “Kızıl Vaiz” ve son olarak “Derin İmparatorluk” adlı kitaplarım yayınlandı.

Metal Fırtına romanından sonra hayatınız nasıl değişti?

Maddi açıdan sıkıntıdan kurtuldum, onun dışında radikal bir değişiklik olmadı. O sırada epey ünlü olduk ama bu beni etkilemedi zira 18 yıl medyada çalışmıştım ve ünlü olmayı pek önemsememiştim zaten. İçki, sigara kullanmadığım gibi gece hayatını da sevmediğim için farklı çevrelere girmedim. Edindiğim para daha rahat ve özgür yazma olanağı sağladı. Ayrıca Altın Kitaplar gibi büyük bir yayınevi ile çalışma imkanına kavuştum.

Burak Turna ile yollarınız neden ayrıldı?

Burak’la sürekli ortak yazacağız diye bir kararımız yoktu. Ayrıca benim “Metal Fırtına” öncesi iki kitabım zaten yayınlanmıştı. “Metal Fırtına” sonrası farklı devam kitapları hayal edince ve yayınevi de değiştirince doğal bir süreç yaşandı. Aramız kötü de değil. Bizi sık sık bir arada görenler bunu biliyor.

Metal Fırtına’nın ilkel dil ve anlam yanlışları ile dikkat çektiğini yazanlar oldu. Bu kişiler Amerika yanlısı olabileceğinizi, kitabın İngilizce’den çeviri olduğunu dahi yazdı. Bunlar hakkında ne düşünüyorsunuz?

Kitabın dili üzerine yapılan eleştiriler tamamen saçmalık. Bu kitap politik kurgu ve çok satar bir kitap. Bu türe uygun sade bir dil ile anlatım yapıldı. Dil aksiyon ve kurguyu taşımak için kullanıldı. Kitabı bizim yazmadığımızı bile söylediler. Şu anda yayınlanmış 10 kitabım var. Herhalde artık ne kadar saçmaladıklarını fark etmişlerdir.

Özen Film’in, Metal Fırtana’nın film haklarını satın almasıyla ilgili haberler çıkmıştı. Metal Fırtına’yı ne zaman izleyeceğiz?

Epey üzüldüğüm bir konuya değindiniz. Evet, biz kitabın film haklarını Özen Filme iki buçuç yıl önce verdik. 2007 ortası çekilecek diye açıklama da yaptılar ama sonuç çıkmadı. Diyecek fazla lafım yok, seyredemeyen ve merakla bekleyen okurlar kadar üzgünüm.

Sizi hep kurgu üzerine mi okuyacağız?

Kurgu dışında da ilgi alanım dışında kitaplar olacak. Zaten “Metal Fırtına’yı Kim Yazdı ve Hayal Gücü Komutanları” biyografi ve makalelerden oluşan bir kitabım, Hakan Yılmaz Çebi ile çıkardığımız “Kara Divan” ise sohbet. Edebiyat olarak şu ana kadar politik kurgu, fantastik kurgu, bilim kurgu ve gizemci kurgu yazdım ama aşk ve polisiye romanları da yazmak isterim.

Peki Orkun Uçar ne okuyor?

Çok kitap okurum, her türde. Özellikle yazdığım konu üzerine yoğunlaşırım belli dönemler. Mesela “Metal Fırtına 2 Kayıp Naaş”ı yazarken Yahudilik ve İsrail üzerine birçok kitap okumuştum. “Derin İmparatorluk” zamanı da birçok tarihi kitap okudum. Ama özellikle sevdiğim romanlar bilimkurgudur. Isaac Asimov, Clive Barker çok sevdiğim yazarlar.

Alternatif medya olarak görülen sözlükler ile aranız nasıl?

Sözlük üyeleri genellikle popüler kişilere karşı acımasız. Bana da hak etmediğim şeyleri yazanlar oluyor ama en azından ne yapmamam gerektiği yolunda tüyolar alıyorum. Başarılı bir insan olmanız bile hiçbir kötü şeyiniz olmasa da eleştirilmeniz için yeterli. Sözlükleri önemsediğim için edebiyat üzerine bir tematik sözlük açmak istedim ve bir arkadaşın yardımıyla başardım. Umarım Edebiyat Sözlük, Türk yayıncılığı için yararlı olacak.

Yorum Yaz Aralık 26th, 2009 Not Defteri

Uzun Bir Aradan Sonra

En son yazının üzerinden 1 seneden fazla zaman geçmiş. Twitter, Facebook ile internet iyice akıl almaz bir şekilde genişlemiş. Firefox, tahtını Google Chrome’ a kaptırmış. (Bu arada ben de Chrome’ a geçtim)

Kısa kısa;

  • Yaz boyunca arkadaşlarım sayesinde çok güzel bir tatil yapma şansım oldu. (Kamil ve Burak’ a selamlar.)
  • ÖSS sonuçlarının açıklanmasıyla arkadaşlarım farklı şehirlere dağıldı. Bir yalnızlık mücadelesiyle baş başa kaldım.
  • Sonuçlarla birlikte 1 sene daha hazırlanacağımı düşünürken ek yerleştirme sonuçları ile durum değişti.
  • İstanbul Üniversitesi’ nde Gazetecilik bölümüne yerleştim. Bunun bedeli İzmir’ den ayrılmakla başladı.

Yorum Yaz Aralık 5th, 2009 Kişisel

Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi

Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi adı altında verilen İslam öğretisi ne yazıktır ki İlkokul, Ortaokul ve Lise yıllarında sürekli müfredatta mevcut bulunmakta.

Dersi görenler bilirler sadece İslam dinine yer veren ve Din Kültürü adı altında gösterilen bu ders beyin yıkama amacından başka bir amaç taşımıyor. Daha küçük yaşlarda çocuklara sadece İslam’ın iyiliklerinden bahsetmek, diğer inançların veya inanışların öğretilmemesi tamamen saçmalık. Bırakın tanrıyı veya dinleri reddetmeyi, diğer dinler dahi gösterilmiyor.

Derste sürekli Muhammed’in güzel ahlakı aşılanıyor o körpe beyinlere.

Zaten din seçmekten ziyade din dayatması ile yaşıyoruz Türkiye’de.. Ailemizden miras kalan dini seçiyoruz çok büyük bir ihtimalle. Bu yüzden de okulda da İslam’ın öğretilmesi, ailenin de müslüman olması çocukların tamamen at gözlüklü bireyler olmasına neden oluyor. İslam en doğru din,diğerleri ise tamamen zıt inançlar oluyor ondan sonra.

Tamamen kaldırılmasına da karşıyım bu dersin. Aileler din eğitimi için çocuklarını yurtlara -ki bu yurtlar malum tarikatların yurtları- gönderse daha da kötü sonuçlar ortaya çıkabilir.

Tarafsızca tüm dinler ve inançlar gösterilmeli bu derste. Dua ezberlemek, namaz kılmayı öğretmek gibi ibadet konularının yerine din felsefesini kavramalı bireyler.

27 Yorum Ekim 2nd, 2008 Kişisel
Etiketler: , , ,

Özgürlük

17 Haziran 2005
-Mayo reklamları yasaklandı.
5 Şubat 2006
-Trabzon’da Santa Maria Kilisesi papazı öldürüldü.
14 Nisan 2006
-Üniversite hocası uzun saçlı ve küpeli diye dayak yedi.
17 Haziran 2006
-TRT’deki domuzlu çizgi film sansürlendi.
18 Nisan 2007
-Hristiyanlık hakkında kitap yayınlayan Malatya’daki Yayınevi’ne baskın düzenlendi,3 kişi öldü.
28 Mayıs 2007
-Başbakan’ı eleştiren kişiler dövüldü.
1 Ekim 2007
-Oruç tutmayan gençler dayak yedi.
23 Ocak 2008
-Filmlerdeki içkili sahnelere yasak getirildi.
14 Şubat 2008
-Kısa etekli öğrencilere kezzap atıldı.
31 Mayıs 2008
-Milli kürekçiler tayt giydiği için dövüldü.

14 Yorum Haziran 12th, 2008 Not Defteri
Etiketler: , ,

İmza Kampanyası Scripti v2

İlk olarak şu adreste dağıttığım imza kampanyası betiğinin yeni bir tasarım ve bir kaç gerekli düzenlemeye ihtiyacı olduğunu biliyordum.Dün bir kaç yararlı şey ekleyerek daha da güzel bir hale getirdim eski betiği.

Devamını Oku »

50 Yorum Mayıs 29th, 2008 PHP
Etiketler: , , , , ,

Altivi Rezaleti

altiviAltivi Shop’tan 21/03/2008 tarihinde bir ürün aldım.Bir kaç hafta ürünün gelmesini bekledim ama gelen giden olmayınca telefon ettim.Telefonda “Bu ürün hakkında bilgi almak için yarın arayın” dediler.Sonra tekrar aradım “Şu an için siparişiniz tedarik aşamasında” dediler.

Neredeyse unutmuştum ki 1 ay sonra bana dönüş yaptılar telefon ile..”Mesut Bey,ürününüz bu hafta içinde size yollanacak” dedi telefondaki bayan.Telefonun üzerinden yine haftalar geçti ve bugün internette bir kullanıcının şikayetine rastlayınca yine aklıma geldi.

Devamını Oku »

8 Yorum Mayıs 24th, 2008 Kişisel
Etiketler: , , , , ,

Tablolarda Sütun Rengi Mantığı

tablo

Sütunların gözü yormadan seçilebilmesi için farklı renklerde olması gerekiyor.Bunun mantığını araştırırken internette bir kaynak bulamadım ve deneme yanılmayla kendim çözdüm sorunumu.

Tabloyu oluştururken döngü içersinde bir sayı aldım,bu sayının teklik-çiftlik kontrolünü yaparak renk atamaları yaptım.Bu renk atamasını bir değişkende belirterek sütun artalanını öyle belirledim.

Döngü içersinde şunu ekleyin;

$sayi = 0;
$sayii++;
if($i%2 == 0)
$renk = "#F5F5F5";
else
$renk = "#E8E8E8";

Tablonun artalanını belirlerken de “$renk” değişkeninden yararlanın.

2 Yorum Mayıs 3rd, 2008 PHP
Etiketler: , , ,

İmza Kampanyası Scripti

Basit bir script,tasarım ise TEMA’nın düzenlemiş olduğu 2B imza kampanyasının tasarımı..

Baştan savma bir script oldu ama idare edin artık.Yakın bir zamanda admin paneli ve özgün bir tasarımla tekrar ele alırım.

Katılım, aynı mail ve ipden tekrarlanmaması için kısıtlandı.İsim Soyisim,Meslek,Doğum Tarihi,Şehir ve Email adresi gibi basit bilgiler kayda alınıyor.Aynı zamanda Ip adresi de kayıt altında..

Kurulum;
Scripti kullanmak için ilk olarak imza.sql dosyasını PhpMyAdmin‘den veritabanınıza yükleyin. Ardından baglan.php dosyasını kendinize göre düzenleyin.

Buradan indirebilirsiniz.

35 Yorum Nisan 28th, 2008 PHP, Webmaster
Etiketler: , , ,

« Önceki Yazılar